Aile Terapisi

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Aile Terapisi

Hayatın mükemmel bir tablo olduğunu düşünüyordum. Babam, sonradan evlendiği ve öz annem kadar çok sevdiğim cici annem ve ben… Ta ki o güne kadar… Evimizde bomba patladığında lisedeydim. Okuldan eve geldiğimde ön kapımızda bavullar ve kutular buldum.

Kapı kilitliydi. Zili epeyce çaldıktan ve birkaç kez vurduktan sonra, annemin ağlamaktan şişmiş yüzü yandaki pencerede göründü. İçeriye girmem için kapıyı açtı, ben girdikten kapıyı yeniden kilitledi.

Anlaşıldı ki, eve zamansız gelen annem babamı başka bir kadınla yakalamıştı. Hıçkırıklar içinde bana sarılarak anlattıklarından öğrendiğim, babam yeni bir aşka yelken açmıştı. Kapıldığı yeni aşkı da ondokuzuncu doğum gününü kutlayalı çok olmamıştı. Kırk sekiz yaşındaki zengin bir işadamı için fena parça değildi elbette, kız için de büyük piyango…

Tek sorun, küçük sevgilisiyle aşna fişne yaparken babamın cici annemle evli olmasıydı. Daha da kötüsü, annem içeri girdiğinde o küçük azgın pilici kendi yataklarında beceriyor olmasıydı. Hatta annem kapının önünde onlara bakarak şok geçirirken, sevişme olayı son aşamada olduğundan kendini frenleyemeyen babam bir süre devam etmek zorunda kalmış.

Ayrıldılar. Annem yüzme havuzlu, iki katlı dubleks evi ve üvey oğlunu, yani beni aldı, gidecek yerim yoktu çünkü… Babam da çek defterini, şirketini ve valizini… Kızın tutucu ailesi, ikisinin en azından bir süreliğine evlenmek zorunda olduğunu düşünüyordu. Olayı bilen herkes de babamın küçük bir çocukla seks yapmaya çalışan bir sapık olduğu fikrindeydi. Pedofoli, ya da neyse, adını siz koyun.

Sonuç olarak, annem aşıkları kendi yatağında sevişirken yakaladığında, kız henüz ondokuz yaşındaydı; hiçbir yerde kabul görmüyorlardı. Annem kıçına tekmeyi bastı, kendi ailesi de, kızın ailesi de onları dışladılar, aşıklar defolup gitti. Birlikte bir ev alıp oraya taşındılar ve üç ay sonra düğünlerine davet edildim. Söylemeye gerek yok, lanet olası davetiyeyi yaktım.

En son bir yerlerde beraber mutlu mesut yaşadıklarını biliyordum. O zaten benim için çoktan ölmüştü. Baba olarak işe yaramazın tekiydi zaten ama yaşadığımız olay gösterdi ki, sikinin keyfine giden bir zamparadan başka bir şey değildi sevgili babam…

Ben ve cici anneme gelince… Babamla evlendiklerinde küçüktüm ben, bana elinden geldiği kadar anne sevgisi vermeye çalışmıştı. Ben de aynı şekilde severdim üvey annemi… Zampara babam sevgilisiyle çekip giderken öz oğlu olarak benim ne yapacağımı, ne olacağımı bile düşünmemişti.

İkimiz baş başaydık üvey annemle… Bizim evdeki durumu tarif etmek için depresyon kelimesi bile yetersizdi. Dersler kör topal, ite kaka okuduğum özel liseden mezun oldum, zar zor… Annem işine sarıldı, eski arkadaşlarını görmeyi bıraktı. Her bir araya geldiklerinde boşanmış olduğunu ve aldatılmış bir kadın olduğunu hatırlatmak isteyen insanlardı hepsi de…

Spor yapmayı bıraktım, daha da kötüsü okul takımında çok iyi durumda olmama rağmen basketbolu… Zamanımın çoğunu odamda video oyunları oynayarak geçirdim, bir nevi dünyadan ve gerçeklerden saklandım. Annem de çatır çatır her ay aldığı yüklü nafakaya rağmen uzun bir bunalım dönemini işiyle yatak odası arasında geçirdi. Aynı evde yaşayan iki ruh gibiydik ikimiz de…

Üniversite hayallerim mezuniyet notlarımla, giriş sınavlarındaki puanlarla klozete atılıp sifon çekildi. Liseden mezun olduğumda gerçekten bir halta yaramayan işe yaramazın teki hissediyordum kendimi…

Mezuniyet Haziran ayının ilk haftasındaydı ve babam nereden haber aldıysa törene katıldı utanmadan… Piç herife yüz vermedim, asla tek kelime etmedim. Üstelik yirmilik hamile karısını yanında getirmekte beis bile görmemişti orospu çocuğu… Törenin yapıldığı salondan çıkıp gözümde yaşlarla eve döndüm. Annemin çıkmasını bile bekleyemedim.

Sonradan öğrendim ki, annem orada kalıp sosyal sorunları olan, ailesinde sorun yaşayan çocuklar, bağımlılıklar konusunda uzmanlaşmış biri olan rehber öğretmenimizle oturup uzun uzun konuşmuş.

Anlaşılan annem son sınıfım boyunca yaşadığım korkunç ‘düşüşümü’ fark etmişti ve mezuniyet töreninde babamla yüzleşmemden sonra evimizi yeniden düzene sokma zamanının geldiğine karar vermişti.

Mezuniyetten bir hafta sonra annem kapımı çaldığında odamda video oyunları oynuyordum.

“İçeri gel…” diye seslendim. Annem başını yarı açık kapıdan uzatıp sordu.

“Canım… Bu öğleden sonra bir planın var mı?”

“Hayır, sadece vakit geçiriyorum.” dedim, bunu söylerken gözlerimi ekrandan ayırmıyordum.

Annem derin bir iç çekti ve tekrar konuşmadan önce bir an durakladı.

“Tarık, mayonu giy ve benimle havuzda buluş…” dedi otoriter bir tavırla…

“Ne… Neden?” Anlamamıştım.

“Beni duydun…” Annelerin o bıkkın sesiyle yanıtladı beni… “Ve senden istediğim şeyi yap. Şimdi lütfen… Havuz kenarında bekliyorum seni…”

Ben cevap vermeden kapıyı çekip gitti. İsteğini görmezden gelmeyi düşündüm önce, ama sesinde bir şey vardı. Oyunu kapattım ve soyunup mayomu geçirdim altıma, sonra merdivenlerden indim.

Mutfakta geçerken tezgahta annemi gördüm. Sırtı bana dönüktü ve ben veranda kapısına giderken giydiği beyaz kısa havlu kumaş bornozun uzun bacaklarının üzerinde ne kadar güzel göründüğünü, ona çok yakıştığını düşündüm.

Havuzun yanına iki şezlong ve arasına bir sehpa koymuştu annem… Üzerinde birer havlu vardı. Şezlongun birine uzanıp cildimi sıcak yaz güneşinin yakıcı hissine bıraktım.

Annem verandanın sürgü kapısını kaydırdı ve bana doğru yürümeye başladı. Sesi duyunca başımı kaldırıp ona baktım. Elinde iki buzlu çay bulunan iki koca bardağın bulunduğu küçük bir tepsi taşıyordu. Bardakların yanında da pek iyi bilmiyorum ama mutfaktaki yemek pişirme için kullandığı bir zamanlayıcı… Ne gibi bir amacı olduğunu anlayamadım önce… Zamanlayıcı?

Ona yardım etmek için kalkmadım. Bana doğru yürürken gözlerim uzun ve pırıl pırıl parlayan bacaklarına takıldı. Yüksek topuklu terlikleriyle attığı her adımda uyluk ve baldırlarının sımsıkı kaslarının dalgalandığını görebiliyordum.

“Ne yapıyorsun pis sapık, o senin annen…” diye kendimi azarladım gözlerimi zorlukla o güzel bacaklardan ayırırken…

Bakire olmasam da tam olarak bir Don Juan sayılmazdım. Geçmişte bir kaç kızla birlikte olmuştum. Dürüst olmak gerekirse, bir arabanın arka koltuğunda ya da okul köşesinde bir kızla öylesine takılmak, insanların iddia ettiği gibi hoş bir şey değildi benim için…

Annem aramızdaki küçük sehpanın üzerine iki buzlu çayı koydu, sonra kendi şezlonguna oturdu.

“Bak Tarık’çım” dedi yumuşakça. “Bu geçen yıl ikimiz için de… Şey… Biliyorsun, ikimiz için de pek iyi geçmedi.” Gözlerindeki hüznü görebiliyordum.

“Biliyorum annem, kesinlikle farkındayım…” diye cevapladım.

“Eh, okulun senin için bir savaş alanı biliyorum canım… Dürüst olmak gerekirse benim için de bir mücadeleden başka bir şey değil günlük yaşam…” İçini çekti. “Sanırım… Okuldaki rehber öğretmenle görüştüm. Sorunlarımızı biraz anlattım ona…”

“Babamın yaptıklarını mı anlattın?” Acı acı gülümsedim.

“Tarık… Küçük bir aile terapisi bize iyi gelecek. Sorunlarımıza belki yardımcı olabileceğini düşünüyorum.” Sözlerini bitirince bana baktı beklentiyle…

“Anne, yapmak istediğim son şey oturmak ve kişisel hayatım hakkında bir yabancıyla konuşmak, sırlarımı ona anlatmak… Ne olur unut bunu…” dedim bıkkınlıkla… Annem gülümsemeye çalıştığına göre, bu ifadeyi normal karşılamıştı.

“Ruhsal açıdan yaralı biri olarak, aslında seni anlıyorum.” dedi.”Yabancı biriyle konuşmak kolay bir şey değil… Hatta çok zor… Bunun yerine, sana bir teklifim var.” Uzanıp zamanlayıcıyı aldı ve düğmeyi hızla döndürdü.

“Şu andan itibaren sonraki bir saat bizim Aile Terapisi olacak. Konuşup içimizdekileri dökeceğiz. Bu bir saatlik konuşmada sadece doğruluk ve dürüstlük olacak; ikimiz de herhangi bir yargılama yapmayacağız, bu asla olmayacak. Olumlu ya da olumsuz… Sadece birbirimizi dinleyeceğiz.”

Zamanlayıcıyı çalıştırdı ve şezlongun arkalığına dayanarak uzandı. Geriye doğru eğilirken havlu kumaş bornozunu çıkarıp kenara koymuştu. Üzerinde bikinisi vardı sadece…

İlk başta bunun bir tür şaka olması gerektiğini düşündüm. Bunca zaman münzevi gibi yaşadıktan sonra açılmamızı istemek… Ama aramızda usulca tıklayan zamanlayıcı, annemin bu konuda ölümcül ciddi olduğunu anlamamı sağladı.

“Başlamamızı nasıl öneriyorsun peki?” diye sordum. “Nasıl ve nereden başlayalım?”

Derin bir nefes alarak havuza doğru baktı annem… Tanrım, o ikiz kürelerin nefes alıp verirken yükselip inmesini izlemek… Parlak kırmızı bikini üstünün göğüslerinin güzelliklerini kapamada yetersiz kalması… Herhangi bir tepki vermemek için bir erkeğin ceset olması gerekirdi ve ben ölmekten çok uzaktım.

“Benim adım Deniz…” dedi annem usulca… “Ben, kocası ondokuz yaşında bir orospu tarafından çalınan, kırk yaşında, boşanmış bir kadınım.” Kahretsin… Annem anlatmaya devam ederken yanında şok geçirerek oturdum, onu dinledim.

“Kendimi işime gömdüm…” Sesi yumuşak, ama netti. “Üzüntümü, acılarımı da kendi içime gömdüm. Arkadaşlarımı, en az benim kadar acı çeken oğlumu görmezden geldim.” Sorunu kabullenişinde bir alaycılık, kendine karşı bir acımasızlık hissettim.

“Ve her aynaya baktığımda gördüğüm bedenden nefret ediyorum.” Son sözlerindeyse yumuşak bir hıçkırık, bir çığlık vardı. Sustu, öylece kaldı.

Annemin sözleri bittiğinde şaşkındım. Kelimenin tam anlamıyla kalbini açmış ve masanın üzerine dökmüştü. Düşünmek için sessizce oturdum. Ona ne söyleyeceğimi düşünüyordum. Sadece kim olduğumu ve ne hissettiğimi söyleyecektim. O kadar… İçimi çektim, havuza gözlerimi dikmiş vaziyette bu kez ben başladım.

“Adım Tarık…” Sesimi sakin tutmaya çalıştım. “Ben babamdan nefret eden ve annemi seven ondokuz yaşında bir erkeğim.” Annem oturduğu yerden beni saran şefkatli gözleriyle bakarak, sessizce dinliyordu beni…

“Liseyi son sınıfımda zar zor bitirdim. Eski samimi arkadaşlarımı terk ettim. Video oyunları oynayarak odamda inzivaya çekildim, saklandım. Sporda başarısız oldum, çünkü her şeyden vazgeçtim. Sosyal becerilerim, ilişkilerim sıfır ve gerçekten dışarıdan göründüğü kadar umursamaz değilim.”

Dürüstçe söylemiştim bunları… Göğsümden bir ağırlık kalkmış gibiydi. Bana bakarak oturan anneme baktım.

“Pekala, görüyorsun ki, ortak bir noktamız var…” diye gülümsedi kısaca. “Görünüşe göre ikimiz de eski hayatımızı geride bıraktık.”

Sonraki kırk beş dakika boyunca ılık güneşin altında oturduk ve konuştuk. Gerçekten konuştum. Ondokuz yıl içinde ilk kez, sadece ne hissettiğimi değil, ne düşündüğümü de söyledim. Annem de aynısını yaptı, acısını, öfkesini, bütün duygularını paylaştı.

Aynı zamanda şaşırtıcı ve heyecan vericiydi. Özellikle de ne kadar ortak yönlerimiz olduğunu, aynı hisleri paylaştığımızı, benzer düşüncelerimiz olduğunu fark ettiğimizde…

İkimiz de eski hayatlarımızı terk etmiştik, ama yeni hayatlarımız için hiçbir hedefimiz, beklentimiz yoktu. İkimiz de babamdan derin bir nefret duyuyorduk. Ve özellikle, ondokuz yaşındaki orospulardan nefret ediyorduk.

“Her yaşıtım kız gördüğümde babam geliyor aklıma… Kızlardan nefret ediyorum hatta…”

“Ama bir tanem, eğer kendi yaşındaki kızlarından hoşlanmıyorsan… Çünkü onlar sana babanı ve orospusunu hatırlatıyorlar…” dedi annem… “Kendi yaşıtın bir kızla nasıl çıkacaksın oğlum? Biyolojik olarak, yetişmiş bir erkek olarak senin bunu yaşaman gerekir. Aşkı… Cinselliği…”

“Emin değilim…” diyerek ona baktım. “Belki yaş grubumu değiştireceğim, otuz yaşın altında hiçbir dişiyle ilgilenmeyeceğim.” Annem döndü ve bana baktı, gülümseyerek,

“Bunu yapmazsın…” diyerek gülümsedi. “Senden daha yaşlı kadınlar mı? Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?”

“Valla, yaşlı kadınların daha iyi sevgili olduklarını iddia ediyorlar.” Fikrimi savunma derdine düşmüştüm.

“Hiç bir fikrin yok bu konuda Tarık…” dedi annem kısık bir sesle… “Hiç bir tecrüben yok.”

O anda zamanlayıcının tık sesi duyuldu. Seansın bitmesinden nefret ettim, devam etmek istedim ama annem kararlıydı. Şezlongundan kalktı ve boş çay bardağı, havlu ve zamanlayıcısını topladı.

“Benim hoşuma gitti bu seans olayı… Sen ne diyorsun? Devam edelim mi?” diye sordu bana.

“Bence de iyi olur sanırım…” dedim anneme. “Hatta haftada iki seans yapalım.”

“Kabul ediyorum” diyen annem onaylayarak başını salladı. “Çarşamba günü saat 16’da diyelim mi?” diye sordu.

“Kulağa çok iyi gibi geliyor Deniz…” İlk adını kullandığımda biraz şaşıran annem bana baktı. Sonra bir gülümseme yüzüne yayıldı.

“Teşekkürler Tarık…” dedi annem usulca, beni yanağından öpmek için eğildi.

Yumuşak bir şekilde öpüşürken göğüslerinin kolumun üzerine bastırdığını hissedebiliyordum. Bikini üstü kapalı diyebileceğim bir modeldi aslında, ama vücudumdaki her hormon ateşe verildi sanki… Eve doğru yürümesini izledim. Gözlerim her adımda sallanan o harika kıçına kilitlendi.

Ona bakarken, bu kadın tecrübeli bir panter, yabancı bir erkek olsaydım pek evcilleştirmeye çalışmayı düşünmezdim, diye düşündüm. Bunları düşündükçe aletime hücum eden kan dalgalarını, damarlarımdaki karıncalanmayı hissettim birden…

Taşaklarımın şiştiğini hissediyordum ve her an gittikçe büyüyen cinsel açlık duygusundan bir türlü kendimi kurtaramadım. Tanrım, sıkı bir otuzbir çekmem, torbalarımda basınç yapmaya başlayan spermleri atmam gerekiyordu.

Ertesi Çarşamba tekrar havuzda buluştuk, bu kez annem soluk mavi bir bikini giymişti. Bir önceki kırmızı renkli klasik bikiniyle aynı modeldi. İki ya da üç tane birden almış olmalı diye düşündüm. Yerimize yerleştik, kaldığımız yerden devam ettirdim sohbet seansımızı…

“Sen ne dersin Deniz Hanım?” diye sordum. “Neden yalnızsın bunca zamandır,bir erkekle çıkmıyorsun? Babam gideli çok uzun bir zaman geçti.”

“Puff…” Annem çayından bir yudum aldı. “Bu yaşlı bedenle kim çıkacaktı ki…” diye espri yaptı. “Üstelik… Nasıl yapılacağını bile unuttum. Dediğin gibi, o kadar çok uzun zaman geçti ki…”

“Yeter Deniz…” Ona doğru kronometreyi tutup gösterdim. “İlk başta şartları koyan, kuralları belirleyen sensin… Kimse kimseyi yargılamadan… Bir saat boyunca gerçekler anlatılacak. Öyle değil mi?”

“Şey… Evet, öyle konuştuk.”

“Öyleyse… Bana doğruları söyle. İki ruh hastasıyız. İyileşmek istiyorsak yalansız, dolansız, olduğu gibi konuşacağız. Çekinmeden, korkmadan, utanmadan… Açık açık… Doktorla konuşur gibi…”

Annem döndü ve gözlerimin içine baktı.

“Peki… Çok uzun zaman oldu…” Sesi titredi. “Şu anda çıktığım bir erkek olsaydı… Şey…” Bir an durdu, yanakları kızarmış, biraz utanarak devam etti, “Seks yapmak isteseydi benimle… Diyelim oral seks… Bir erkeğin aletini nasıl emeceğimi bile bilmiyorum.”

“Bisiklet sürmek gibi bir şey değil mi bu dediğin? Unutmuş olamazsın bence…”Annem güldü, rahatlamıştı sanki biraz…

“Yani… Bilmiyorum… Tanrım, bu fikri içimden çıkarmak, anlatabilmek benim için çok iyi oldu, biliyor musun?”

İçini çekti. Gözlerinin bir saniyeliğine altıma giydiğim, okulda yüzme takımındayken kullandığım yüzücü mayosuna takıldığını, dudaklarının titrediğini gördüm. Nereye baktığını gördüm sonra… Neye baktığını…

Oturduğum şezlongta kıvrandım. Kabaran ve üvey annemin de dikkatini çeken sikimi örtmek için elimi üstüne koydum. Ama sonra vazgeçip elimi geri çektim.

Oral seks lafını duyunca harekete geçen ve iyice sertleşip göze batacak kadar büyüyen penisimi slip şeklindeki mayomun içine saklayabilmemin hiçbir yolu yoktu. Hem anneme karşı dürüst olmalıydım kurallar gereğince… Sanki bir şey olmamış gibi söze girdim,

“Bu bir görüş meselesi…” diyerek ona düşüncesinin yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım.

“Eğer bir erkekle çıkacak olursan… Adamın söylediklerini dinlemeli, erkeğin yönlendirmesine açık olmalısın. Ağzın onunla meşgul olmalı, ağzının içinde kelimeler değil, başka şey olmalı…” Evet, bunu ona söyledim. Anneme…

“Ben de sana özel bir soru sorayım öyleyse, merak ediyorum. Bakir misin sen?” diye sordu annem aniden… “Özür dilerim, bu tür bir konuşmayı babanla yapman gerekiyordu aslında ama… Maalesef o yok, ben varım. Hem terapideyiz, unutma…”

“Hayır, değilim.” Dürüstçe cevap verdim ben de…

“Öyle mi gerçekten?” Evet anlamında gülümsedim. Annem döndü ve bana baktı ve sonra yüzünde bir gülümseme belirdi.

“En azından aynı bakış açısını, aynı hisleri paylaşıyoruz demektir bu…” dedi yumuşak bir sesle… “İkimiz de bir şeyler yaptık, tadını aldık ve onlardan yoksunuz.”

Oturum bu tehlikeli konudan uzaklaştı sonra ve kalan süremizi toplum arasına karışmaktan nasıl nefret ettiğimizi tartışarak geçirdik. İkimiz de kalabalıkları sevmiyor, yalnız kalmayı tercih ediyorduk.

“İki dakika, tamamlamamız gerekiyor.” dedi annem, zamanlayıcıya bakarak.

Daha önceki tartışmamızdan bu yana, ona söyleyecek bir şeylerim vardı elbette… Ama bunu doğru kelimelerle yapmam gerekiyordu. Elimi uzattım ve zamanlayıcıyı tuttum, ilerlemesini engelledim.

“Şimdi konuşacaklarımı Deniz’e söyleyeceğim anne…” dedim yumuşak bir sesle… “Çünkü bunu anneme söyleseydim, ya tokatlanırdım ya da ortalığı batırırdım.” Başımı kaldırıp annemin yüzüne baktım.

“Hiç yaşlı ya da erkeklerce arzu edilmeyen bir kadın olduğunu düşünme, sakın…” dedim yumuşak bir sesle… “Endişe duymana hiç gerek yok… Bir erkek gözüyle söylüyorum. Sen çok seksi, çekici bir kadınsın. Seni anlatmak gerekirse Deniz hanım, sıcak kelimesi bile yetersiz kalır. Sen yanardağ gibi ateşli bir kadınsın aslında… ”

Sözlerimi duyan annemin gözlerinin büyümesini, dudaklarının kenarına yerleşen mutlu gülümsemeyi izledim.

“Aslında…” Bir şekilde sesimi sabit tuttum. “Bir sonraki seansta bu bikiniyi giyersen, yemin ederim ki ben de mayomu çıkaracağım ve öylece sana bakacağım. Senin güzelliklerine…”

Annem atılıp bana cevap vermeden önce elimi kaldırdım ve zamanlayıcı yumuşak bir şekilde tınlayarak kapandı. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama süre tam denk gelmiş, mükemmel bir şekilde zamanlamıştım.

“Oturum bitti.” Şezlongdan kalktım, önümdeki inmeyen kabarıklıkla beraber… “Şimdi bana izin verirsen, ilgilenmem gereken bir şey var.”

Havlumu topladım ve eve gittim, annemi havuz kenarında bıraktım. Doğruca odama gittim ve kendimi yatağa attım. Mayomu aşağı indirdim. Zonklayan aletimin etrafına sardığım parmaklarımla mastürbasyon yapmaya başladım.

Annemin üzerindeki seksi bikinisiyle harika görüntüleri ve orada çırılçıplak, güneşin altında uzanıp yandığını hayal ettim. Görüntüler zihnimde dans ederken toplarımın kasılmaya başlaması fazla uzun sürmedi.

“Annem… Ohhh…” Zevkle soludum, hatırlayabildiğim en büyük orgazm olarak vücudum kasıldı, spermler aletimin ucundan fırladı. Taşaklarım torbalarının içinde hareket ederek yüzdü, pompalanan bembeyaz meni sıcak sıcak akarak göbeğimi ve göğsümü kapladı.

O cumartesi, havuz kenarındaki şezlonglara yerleştiğimde annemin nasıl tepki vereceğinden endişeliydim. Sinirlenmiş miydi söylediklerime? Tamamen giyinip kapalı bir şekilde mi gelecekti acaba? Aklımda sorular, sorular…

Düşüncelerimde kaybolmuş vaziyette dalmıştım ki, aniden annemin aramızdaki sehpaya tepsiyi bıraktığını fark ettim. Zamanlayıcıyı aldı tepsiden ve zamanımızı ayarladı. Sonra döndü ve bana baktı, hala ayakta duruyordu.

Havlu kumaş bornozu üzerinden çıkarırken onu dikkatle izledim. Vücudumdaki kanın her damlasının aletime yürüdüğüne değil, koştuğuna yemin ederim. Tüm kanım aletimin gövdesinde sıkıştı, sikimin hızlı bir şekilde kabarıp sertleştiğini hissettim.

“Vayy…” diyerek adeta inledim.

“Aynı bikini değil canım…” Annemin gülümseyen, baştan çıkartıcı yumuşak sesi beynimin içinde yankılandı.

Haklıydı, aynı bikini değildi, daha kötüydü. Diğer ikisinin normal oranlarda kalça kesimi vardı. Bu bikinin altı ise epey derin bir Fransız kesim tanga idi. Göğüsleri bikini üstünden fırlamaya çalışırken ne kadar iri olduklarını ortaya seriyordu.

İki küçük metal halka, bikini iplerin bağlandığı kalçalarını süslüyordu. Uyluklarının arasındaki küçük kumaş üçgeni, mükemmel bir çift parmak kabarıklığı yaratarak kadınlığının etli dudaklarını zorlukla kaplamıştı.

O anda beynim durmuş gibiydi. Onu bir parça kendini göstermesi için uyarmıştım ve o buraya harika vücudunun daha fazlasını göstererek gelmişti. Şezlongda olduğum yerde uzandım ve tek kelime etmeden elimi sertleşmiş erkekliğime götürdüm. Ne yaptığımı gördü,

“Tarık…!” diye fısıldadı. Sonra benim kalın ve sertleşmiş aleti elimde gördü. “Aman Tanrım…” Mayomun belini indirince kumaşın baskısından kurtulan sert orta direğim karın deliğime doğru uzanınca derin bir nefes aldı.

“Sen çok güzelsin…” diye inledim, penisimi okşayarak yatıştırmaya çalışırken…

“Sen de öylesin tatlım…” dedi o da aynı şekilde… Yumruğum aletimin gövdesinde aşağı yukarı kaymaya başladığında gözleri hareket halindeki elime perçinlendi.

“Dürüst olmamız gerekiyor hatırlarsan… İçimizden ne geçiyorsa anlatmamız gereken, yargıda bulunulmayacak bir saatimiz var.” dedim. Annem fısıldadı,

“Evet… Tamamen dürüst ve yargılama yok.”

“Peki… Bugün ben başlayayım. Deniz… Sen babamla evlendiğinde küçüktüm, seni sevdim, sen de beni… Ama… Ergenlik çağımdan başlayarak, seksin ne olduğunu bildiğimden beri en sıcak fantezilerimin konusu sen oldun.”

Hemen yanıbaşımda oturup beni izleyen anneme baktım. Çıplak vaziyette sikimi sıvazlayışım karşısında çıldırmıştı sanki…

“Ohh…” diye inledi annem… Gözleri benim zonklayan ve neredeyse yirmi santimi geçmiş sikimi okşayan elimle yüzüm arasında gidip geldi.

“Babama yıllarca gıpta ettim. Kabul ediyordum. Senin kocandı o ve senin yanında, yatağında yatıyordu…” Başımı sallayarak vücudunu işaret ettim, “Her gece…”

“Tarık…!” Annem fısıldayarak inledi, ama devam ettim. Anılarımda kendimi kaybetmiştim.

“O sana dokunabilir, öpebilir ve hatta kendi istediği zaman sevebilirdi. Seninle sevişebilirdi…” dedim. “Dünyanın en şanslı adamı olduğunu düşünüyordum.”

Yerimden kalkıp kendimi onun şezlonguna bıraktığımda annemin yüzü kızardı, gözleri ucundan sızan bir zevk damlasıyla parmaklarımın arasında dimdik duran sikime kilitlenmişti.

“İnanmıyorum. Sen… Beni kendin için istedin öyle mi?” Onun sesindeki şaşkınlığı duyabiliyordum. “Tarık? Anneni becermek istedin sen…” Susturdum onu…

“Seni hiç sikmek istemedim anne…” diyerek sözünü kestim. Bana şaşırmış gibi baktı.

“Sadece sana dokunmak ve hissetmek istedim. Seni tatmak, her santimini okşamak, seni severek sevişmek…” Hayallerimi ona anlatırken nefes nefese kalmıştım. “Tanrım… Evet, şimdi şu anda istediğim gibi… Seni çok arzuladım ben…” İnledim.

“Sonra hayallerim yerle bir oldu.” Yüzüm karardı aklıma o kötü günler gelince… “Sadece mükemmelliği aldatmakla kalmadı babam, aynı zamanda on dokuz yaşında bir orospuyla yaptı bunu…” İçimdeki kin, biriktirdiğim zehir sesimden damladı adeta…

“Ah bebeğim…” Annem fısıldayarak konuşuyordu. “Ondan nefret ediyorsun. Ondan gerçekten nefret ediyorsun.” Gözleri iri ve ışıltılıydı.

“Bildiğinden daha fazla anne…” diye tısladım. “Her gün en az iki kez hayalini kurduğum kadından o nasıl vazgeçebilir? Nasıl bir kenara fırlatıp atabilir?”

“Sen mastürbasyon mu yapıyorsun? Bana… Benim için? Her gün iki kere mi?” Annemin yüzü kıpkırmızıydı. Gülümsedim,

“En az iki kez dedim.”

“Bu yaşlı beden bu kadar mı etkiliyor seni?” O yeşil, sisli gözleri benim zonklayan aletimde sabitlenmiş gibiydi.

“Bikinini çıkar, ben de sana eski bedeninin bana ne yaptığını göstereyim.” Hayallerimin kadınına meydan okudum adeta…Annem önce zamanlayıcıya, sonra tekrar benim aletime baktı.

“Yirmi beş dakikamız var.” dedi yumuşak bir sesle.

“Merak etme… Beş ya da on dakikadan fazla sürmeyecek.” diyerek homurdandım. Sadece çıplak göğüslerini görebilmenin düşüncesi bile beni delirtmeye yetiyordu. Annem fısıldadı.

“Sen ciddi olamazsın. Ama… Gerçekten… Ciddisin, değil mi?” Ona baktım.

“Çıkar bikinini ve nasıl ciddi olduğumu öğren.”

Elim penisimin gövdesinde, aşağı yukarı sıvazlamaya devam ederken, çıkan ilk zevk akıntılarımla parmaklarım kayganlaşmış durumdaydı. Zevkten kısılmış gözlerimle annemin kollarını arkasına götürdüğünü gördüm. Zevkle inledim,

“Ohh…” Bikinisinin üst tarafının gevşediğini gördüm sanki…

Sadece boynundaki tek bir düğüm tarafından tutulan iki üçgen parçanın asılı olduğu kumaşın etrafında göğüslerinin şiştiğini görebiliyordum. Elleri boynunun arkasına süzüldü ve heyecandan ölecekmiş gibi oldum, nefesimi tuttum. Bunu gerçekten yapacak mıydı?

Annem bikini üstünü aşağı kaydırdı yavaşça… Ağır çekim oynatılan bir erotik film izler gibi oldum bir an… Önce göğüslerinin üst kısımları ortaya çıktı, ardından iki elmas gibi sert meme ucu geldi. Sonra görüş alanım, iki mükemmel göğsün dolgun kabarıklığıyla doldu.

Tanrım, fark ettim ki, meme uçları kaya gibi sertleşmişti. Pembe noktacıkların meme ucunun etrafında çakıl taşları gibi durduklarını görebiliyordum. Kasıklarımda o bildik duyguyu hissettiğim için elimin hareketlerine engel olamadım ve ardından yumurtalarım sıkıca kasıldı.

Kahretsin, güzelliklere bakmaya, bakarken kendimi okşayıp zevk almaya devam etmek istedim. Ama boşalacaktım ve büyük, harika bir orgazm olacaktı.

“Anneemm..!” Kalçalarım kasıldı, sarsıldım, nefes nefese kaldım.

Sıcak ve kalın bir meni salvosu benim aletin ucundan patladı. Havada kemerli bir açı çizdi uçarak ve koca bir damla şeklinde karnıma indi. Gözlerimi açık tutmaya çalıştım, bu iki harika yuvarlak güzelliğe bakmaya çalıştım, ama çok fazla zevk alıyordum. Annemin nefesini içine çektiğini duydum,

“Tarık…!”

Vücudum tekrar sarsıldığında gözlerimi açabildim. İkinci bir tohum püskürtüsü ile tekrar kendimi kaybettim. Orgazm dalgaları içimden geçerken vücudum kontrolsüzce titriyordu.

“Güzel …Mükemmel … Ooh… Tanrım …” diye inledim. Sikimi sıvazlayan yumruğumu açıp kapatarak üçüncü bir fışkırmaya yol açtım.

“Vayy… Bu… Bu çok fazla …” diye fısıldadı annem, gözleri kocaman açılmış, hayret ve neredeyse saygıyla…

Sadece orada oturmaya devam ettim. Şehvetle titriyor, kendime gelmeye çalışıyordum. Çünkü bedenim yavaşça yükseklerden aşağıya iniyordu. Konuşmak için ağzımı açtığım anda masadaki zamanlayıcının tınısını duydum.

Annem o sesle gerçeklere geri döndü. Önce sürenin dolduğunu söyleyen zamanlayıcıya baktı, sonra geriye beyaz döllerle kaplı sırılsıklam vücuduma, sonra tekrar zamanlayıcıya… Ayağa kalktı. Bornozunu, havlu ve kronometreyi topladı.

“Bugün için bu kadar yeterli canım…” diye soludu ve sonra neredeyse koşarak, hızlı adımlarla veranda kapısına gidip kendini içeriye attı.

Sonraki iki gün boyunca sürekli endişe duyarak geçti. Diğer tüm oturumlarımız gibi Cumartesi yaşadıklarımız konusunda da bir şey söylenmedi. Günlük yaşantımıza devam ettik. Bir çizgiyi aştığımız için dehşete kapıldım. Artık her şey bitecekti benim yüzümden…

Çarşamba şezlonguma yerleşip bekledim. Terapiye gelip gelmeyeceğini merak ediyordum. Ve saat tam ik**e veranda kapısı açıldı. Annem tepsiyi taşıyarak dışarı çıktı.

Bu sefer tepsiyi yere koydu ve şezlonguna yerleşti ve sonra zamanlayıcının topuzunu çevirdi. Mümkün olduğu kadar çok zamanı uzatmaya mı çalışıyordu bu kadın?

Sessizce bekledim, annemin seansa başlamasını istiyordum heyecan içinde… Sonunda konuştuğunda sesi çok kısıktı, neredeyse onu duymuyordum. Havuza bakarken,

“Ne yapardın?” dedi.

“Neyi ne yapardım?” diye sordum, biraz kafam karışmıştı.Annem döndü ve bana baktı.

“Vücuduma ne yapardın? Tabi, eğer böyle bir şey gerçek olsaydı?”

“Anne… Bundan emin misin?” diye sormaya başladım.

“Tarık, lütfen…” diye fısıldadı. “Bilmek istiyorum… Bilmem gerek…” Gözlerinde acı dolu bir bakış gördüm. “Hala arzu ediliyor muyum? Her kadının bilmesi gerekir bunu… Bir erkek olarak söyle bana… Bu yaşımdayken, bir erkek beni ister mi?”

“İster mi?” Neredeyse güldüm. “Ah Deniz… Beni deli ediyorsun… İstemek ne kelime, arzulamaktan çok daha fazlası…” Övgülerimden mutlu bir biçimde gözleri parladı.

“O zaman bana ne yapacağını söyle.”

“Tamam… Seninle sevişen bir erkek olsaydım eğer… Seni çok isteyen, delicesine arzulayan… İlk olarak, çok uzun zamandır hayalini kurduğum dudaklarını öperdim.” Onun yüzüne bakarak söyledim bunu… Dudaklarını ısırdı annem…

“Sonra boynundan ve göğüslerinden öperdim seni, teninde ıslak öpücük izleri bırakırdım.” Yavaşça inledi.

“Aman Tanrım…”

“O mükemmel meme uçlarını emerdim…” Sesim gittikçe artan şehvetimle boğuk boğuktu. “Onları dilimle yalar, dişlerimle ısırırdım. Öyle çok şişerler ki ben onları emdikçe… Arzuyla, şehvetle… Patlayacaklarını zannedersin.”

“Oh Tarık…” Annem yine inledi. Şezlonga uzandı derin kesimli bikinisiyle ve bir elini göğsüne götürdü. Titreyen parmaklarının heyecanla meme ucunu sıkıştırdığını, döndürdüğünü görebiliyordum.

“Sonra da karnımdan aşağıya doğru öpe öpe inersin…” dedi. “Terle kaplı nemlenmiş cildimin tadına bakarsın.”

“Bacaklarının arasında diz çökerdim ve senin am kokunu solumak için nefes alıp verirdim.”

Bikinisinin iplerini çözerek, anlattığım şekilde amını okşayarak uygulamaya başlamak, o güzel ve kışkırtıcı kokuyu koklamak istedim delicesine, ama yapmadım.

“Sonra… Sonra dilimi şişmiş am dudaklarının arasına kaydırıp zevk suyunun tadına bakardım.”

“Aman Tanrım… Aman Tanrım …” Annem elleri bedeninde gezinerek inledi. Kasları gerilmiş dümdüz göbeğinden aşağıya elini kaydırırken hipnotize olmuş vaziyette onu izledim.

Parmakları bikini altının kumaşının altına kayarken tekrar yumuşak bir şekilde inlediğini duydum. Parmaklarını sırılsıklam organı üzerinde okşarken hayal etmeye çalıştım. Başını çevirdi ve bana baktı, gözleri vahşi ve ışıltılıydı.

“Ohh… Şimdi… Hadi buraya gel.” O sesi duyabiliyordum. Amının içine kaydırdığı parmaklarının, ıslanmış kuyusunda çalışırken çıkan özensiz, telaşlı şapırtı sesini…

Şezlongumdan ayağa kalktım ve yanına adım attım. Gözleri benim üzerimdeki kısa şortun üzerindeydi. İyice sertleşip taş kesilmiş aletimin gerdiği, önünde adeta bir çadır kurduğu şortuma kilitlenmişti bakışları…

Annem şortumun bel bandını tutarak elini aşağıya indirirken tek kelime bile söyleyemedim. Hızlı bir hareketle, şortumu aşağıya çekti. Kumaş parçası bir anda ayaklarıma indi. Külot yoktu altımda… Benim alet neredeyse bir telefon direği gibi kasıklarımdan dışarıya, sert bir hareketle fırladı.

“Oh harikaa…” Annem sonunda emeline ulaşmıştı ve benim hayli uzunca aletimin çevresini sarmış sıcacık ellerinin arasında sikim kocaman görünüyordu. Kan hücumuyla gövdesini saran damarlar parmak parmak kabarmış, kafası daha bir büyümüş, rengi koyulaşmış…

“Beni yer misin?” Annem nefesi kesilmiş bir vaziyette gözlerini parmaklarının arasındaki sikimden ayırmadan sordu bu soruyu… “Amcığımı yalayıp emer misin?” Soruyu sorarken yumuşacık eli sikimin gövdesi boyunca yukarı aşağı okşamaya başlamıştı.

“Bundan daha fazlasını yaparım…” Aldığım haz, içinde bulunduğum şehvet dalgası tüm duyularımı aşarken nefes nefese kaldım.” Her damlayı, her zerresini emerim ve ağzıma geldiğinde seni içerim.”

“Ohh… Tarık… Asla…” Annem inledi. “Bütün evliliğimde asla böyle şeyler duymadım ben…”

Şok olmuştum. Yani babam olacak salak bu güzellik yanı başındayken hiç değerini bilememişti annemin… Kanını kaynatacak iki lafı esirgemişti bu güzel kadından… Sadece boktan bir herif değil, aynı zamanda bir aptalmış, diye düşündüm.

“Çok yakınım… Çok zevk alıyorum…” diye inledi annem… “Daha… Başka ne yapardın?” diye homurdandı.

Boştaki elinin parmakları içine girip çıkarken çıkan ıslak sesleri duyabiliyordum ve bikini altının dar kumaşının hareketlerini izliyordum. Elinin hareketleriyle sürekli hareket halindeydi küçük kumaş parçası… Parmakları elinden bağımsız bir erkeklik organı gibi girip çıkıyordu amcığına…

“Hala orgazmın şehvetiyle bedenin titrerken, terden kayganlaşmış vücudunu yukarı kaydırırdım” Gözlerimi elinden alamıyordum. “Gözlerinin içine bakardım ve yavaş yavaş içine girerdim. Erkekliğimin her santiminin vajinanın duvarlarında, içinde kaydığını hissederim.”

Annemin hem yükselişini, hem de benimle aynı anda inişini seyrederken zar zor konuşabildim. Bikini altını sırılsıklam yapan kadınlığından damlayan zevk sularının ince kumaş üzerinde yayılışını izlerken iyice kabarmış cinsel organın höyük gibi yükseltisini tokatlamalarının sesini duyabiliyordum.

Elim sikimin üzerinde aşağı yukarı okşayarak kendimi okşarken, yanımda kendini tatmin eden annemi izledim. Benim aleti bırakmış, kendi derdine düşmüştü, iki eli de bikinisinin içindeydi şu anda…

“Seni seveceğim… Daha derine… En diplerine gireceğim. Yavaş yavaş…” Taşaklarım harekete başladığında homurdandım. Annem de inliyordu,

“Hayır… Yavaş değil… Hızlı… Daha sert… Şimdi… Daha sert bebeğim… Hızlan…” Annemin nefesi kesildi. Bana vahşi gözlerle baktı.

“Bana sahip ol bebeğim… Beni o pisliğin elinden al… Onun hiç yapamayacağı kadar sahip ol bana…” Sesi şehvetle karılmış, boğuk boğuk çıkıyordu. Verdiği ipucunu çok çabuk aldım.

“Nasıl istersen kadınım… Sana vururum… Seni tekrar tekrar doldururken kalçalarını tokatlayacağım senin… Kasıklarımla vuracağım sana… Senin istediğin gibi… Sert… Çok sert…”

“Ah… Tarık…” diye mırıldandı anne. “Ben… Ben geliyorum…” Başını arkasına yasladı ve dudaklarından delici bir ağlama sesi yükseldi.

“Geliyoruummmm….” Annem çığlık attı, vücudu elinin altında sarsıldı.

Orgazm olayı bir harikaydı annemin… Başlı başına kışkırtıcı… Delirtici… İzlemesi bile zevk veriyordu. Eli sikime uzandı. Kendinden geçercesine boşalırken tekrar uzanan eli aletime yapışmış, kavramış durumdaydı boşalırken…

İstemsiz çırpınışları sırasında parmakları kasıldı, sikimi kendine, aşağıya çekiştirip duruyordu. Dayanamadım daha fazla… Homurdanarak boşalmaya başladım ben de… İlk patlamalarım onun memelerine doğru bir sprey gibi yağdı adeta…

“Evet… Evet… Evet…” Annem sürekli tekrarlıyordu kendinden geçmiş. “Boşal… Göğüslerime boşal benim… Karnıma boşal… ” İnledi. “Annenin her yerine boşalmanı istiyorum bebeğim.”

O an, orada ölecek bile olsaydım kendimi tutamazdım. Ve ölecek olsaydım eminim mutlu bir erkek olarak ölürdüm. Bir sonraki meni yağmurunun yüzünü ve gerdanını örtmek için dışarı püskürmesini izledim. Sonra da vücudum üçüncü kez sarsıldığında, spermlerim annemin karnını ve bikini diplerini hedefledi.

Bitirdiğim anda, annem benim üzerine yağan kalın kremamla, çenesinden beline uzanan sperm damlacıklarıyla şezlonguna uzanıyordu. Sonra zamanlayıcının sesini duydum. Ve sonra annem benim seğirmesi sona eren erkekliğimi kavramayı bıraktı, aletim serbest kaldı.

Şezlongdan titreyen bacakları üzerinde zorlukla kalkarak ayakta durdu ve sessizce havlularını topladı. Bana baktı gülümseyerek… Hala orada benim yarı sert sikimle karşısında ayakta duruyordum. Konuşmak için ağzımı açtım, ama annem beni susturdu.

“Önce ben konuşayım” dedi yumuşak bir sesle. “Bu şimdiye kadar yaptığım en yoğun ve doyurucu seanstı.” Gözlerimin içine baktı,

“Şu an kendimi bir yılda geçirdiğim günlerden daha iyi hissediyorum. Beni anlıyor musun?” diye sordu.

Buna karşılık evet anlamında başımı salladım, bu noktada sesime güvenmiyordum.

“Sanırım bir sonraki bizim son seansımız olacak.” İnanamadım, bana “son seansımız” olacağını söylüyordu annem… Kalbim hüzün ve telaşla çarpmaya başladı.

“Ah hayır bebeğim…” Annem yüzümdeki ifadeyi okuyabiliyordu. “Senden… Bu seans olayını bitirmemizi istiyorum. Beni anlıyor musun?” Sesi yumuşak ama güçlüydü.

Tekrar karşılık olarak başımı salladım, aklımda onun sözlerindeki anlamı evirip çeviriyordum.

“Tarık…” Annem açıkça ifade etmişti. “Anlıyor musun?” Gözlerimin içine baktı.

“Mükemmel…” Onunla bakışlarımız kilitlenmeden önce gözlerimin vücudunun üzerinde dolaşmasına izin verdi.

“Güzel…” Doyuma ulaşmış, huzur içinde, mutlu gülümsemesini çok uzun zamandır görmediğimi ayrımsadım birden… Gülümsüyordu annem… Mutluydu. Sonra bir kelime bile etmeden eve geri döndü.

O cumartesi çalışmaya işyerine gitti. Annemin Cumartesi tatil günleri kaç kez çalıştığını hatırlamaya çalıştım. Genelde tatil günleri çalışmazdı aslında… Sadece aramızdaki ilişkiye bir ara vermek, olayın nereye gittiğini tartabilmek için bunu yapıp yapmadığını merak ettim. O öğleden sonra olacaklardan kaçınmak istiyordu sanki…

Havuz başında otururken aklımda sadece onun için yapacağım şeyler vardı. Tedavimizi ‘bitirmek’ amaçlı bu son seans çok özel bir olay olmuştu. O güne kadar hayalini kurduğum her fantezi gerçekleşene kadar ben de onu bitirmeyi planladım.

Annemin rutinini avucumun içi gibi biliyordum. İşten eve geldiğinde, her zaman yatak odasına gider, üzerini değişip hızlı bir duş almaya yönelirdi. Bizim tedavi seansı genellikle duştan sonrasına planlandığı için, sıra bikinisini giymeye ve havuza gelirdi. Bu sefer ben onun için hazırlandım.

Onun duşa girmesini bekledim ve sonra yatak odasına girdim. Odanın etrafına acele hareketlerle dizdiğim mumları yaktım, yasemin ve lavanta kokusu odayı doldurdu. Duştan sonra giymek için yatağın üzerine koyduğu bikinilerini alıp tekrar çekmeceye tıktım. Yatak örtüsünü açıp hazır hale getirdim.

Su sesi kesildi. Duş yapmayı bitirmişti. Az sonra banyo kapısının hemen önünde durmuş, şaşkınlıkla odanın içinde yanan mumlara bakıyordu. Annem, ne olduğunu anlamaya çalışırken ben de hemen arkasında onu izliyordum.

Kıvrak hatlara sahip bedeninde sadece minik bir banyo havlusu vardı. Annem odayı ve açılmış yatağı görünce tereddüt etti. Hemen arkasında sessizce, heyecandan titreyerek duruyor ve o anı bekliyordum. Arkasından bir adım attım ve elimde hazır tuttuğum ipek bir fuları bağlayıverdim.

“Tarık…? Ne oluyor…?” Konuşmasına fırsat vermeden elimle ağzını kapayarak annemi susturdum.

“Seans başladı Deniz hanım…” Sesim arkasından kulağını okşuyordu, sımsıcaktı. “Ve bu sefer zamanlayıcı olmayacak.” Annem inledi,

“Aman Tanrım…”

Düğümü başının arkasındaki fularla bağladıktan sonra, yüzünün önünde bir el salladım. Hayır, iyi bağlamıştım, bir şey görmüyordu.

Onu çevirdim ve bacakları yatağa değene kadar ilerledim. Yatağın kenarında geriye doğru hafifçe iterken, banyo havlusunu çekip aldım üzerinden… Çırılçıplaktı ve gözlerindeki ipek fulardan başka bir giysi yoktu üzerinde…

“Ne yapıyorsun canım?” Annem soruyu sorarken sesi heyecanla titriyordu.

“Gerçeklerin zamanı…” dedim. Yatağa çıktım, yanına… Ben de onun gibi çırılçıplaktım, ama henüz vücuduna dokunmamıştım. Yanında diz çöktüm. “Sırayla, önce birimiz, sonra diğerimiz doğruları söyleyecek. Seansa ben başlayacağım” diye fısıldadım kulağına…

“Gerçek… Her zaman dudaklarını öpmek için deli oldum. Dudaklarına hayranım senin…”

Eğilerek, dudaklarımı ona bastırdım, etli yumuşaklıklarını dudağımda hissettim.

“Mmm…” Annem dudaklarımız birleşip dillerimiz ağzımızın içinde düello yaparken inledi.

Öpüşmeyi bitirip geri çekilirken, annemin görmeyen gözlerle uzattığı elleri benim göğsüme geldi. Parmakları göğüs ve karın kaslarım üzerinde kayarken elleri titredi, meme uçlarımın etrafında dolaştı narin parmaklarıyla…

“Anlat şimdi… Gerçekleri anlat…”

“Gerçek…” diye fısıldadı annem. “Bir yıl önce seni gömleksiz gördüğümden beri ellerimi göğsünün üzerinde dolaştırmayı, okşamayı istedim.”

“Anne …” diye inledim.Annem beni göremese bile gülümsedi.

“Sıra sende bebeğim.”

“Gerçek…” diye homurdandım. “Seni bikiniyle her gördüğümde kabarmış meme uçların deli ediyor beni… Onları tek tek, uzun uzun öpmek istiyorum.” Her iki meme ucuna uzun, sıcak ve ıslak birer öpücük kondurdum.

“Oh Tarık…” annem inledi, sırtı şehvetle bükülüyordu inlerken, saçlarımı okşuyordu. Fısıldadım,

“Biliyor musun? Yıllardır senin bu harika göğüslerini yalayıp yutmak, emmek istedim.” Ağzımı bir anda sert tomurcuk meme ucu üzerine kapattım, emmeye başladım. Önce birini, sonra diğerini…

“Ohh… Evet… Evett…” Annem şehvetle inledi. “Em onları bebeğim, annenin göğüslerini em. Bebekken yanında değildim ama şimdi em memelerimi…”

Bir elini başımın arkasına kaydırdı, beni göğsüne sıkıca bastırdı. Diğer elini sırtımdan aşağı ve çıplak kalçamın üzerinden kaydırdı. Parmakları benim azgın sert erkekliğime değene kadar, diz çökmüş vücudumda arayışlarla dolandı.

“Seni bir kez duş yaparken izledim.” Annem elini benim sikimin uzunluğu boyunca kaydırdı inledi. “Tanrım, senin erkekliğine dokunmak istedim. Öyle güzeldin ki duşun altında… Kocamandı erkekliğin, sertleşmişti, kıvrık bir yay gibi havaya bakıyordu.” Ben bir memeden diğerine geçerken eli sikimde kasıldı, zevkle homurdandı.

Annem tam bir sertleşme sağlamak için bunu bir zaman sürdürdü, doyasıya okşadı sikimi… Öyle olsun diye düşündüm, madem bu kadar istemiş kadınım… Ağzımı etli göğüslerinden çektim, dudaklarımla kulağının memesinde dolaştım. Elimi titreyen karnından aşağı doğru kaydırdım.

“Birkaç ay önce seni gördüm tesadüfen… Yatak odandaydın. Bu yatakta…” Parmaklarımı onun etli am dudakları üzerinde kaydırarak, nemli sıcaklığını hissettim.

“Sen… Mastürbasyon yapıyordun. Amcığını okşuyordun. Gözlerin kapanmıştı zevkten… Beni görmedin, kapının aralığından sana bakıyordum Deniz…” Annemin kan hücum etmiş, zonklayan, sertleşmiş klitorisini parmaklarımla sıkıştırdım.

“Mmmhhh…” Annem parmaklarımla dokunuşumu zevkle karşıladı, inledi. “Beni izledin mi?” diye fısıldadı.

“Evet… Ben… Senin ıslak amındaki parmaklarını izledim.” Onun sımsıkı amının kıvrımları içine bir parmağımı kaydırdım.

“Ohhh… Lanet olsun.” Annem homurdandı.

“Ve sen geldiğinde…” Parmaklarımda ateş gibi ve sıkı am duvarlarını hissederek yavaşça içeri ve dışarı pompalanmaya başladım. “Boşalırken… Seni duydum… Adımı andın.”

“Ohh… Tarık…” Annemin sesindeki şehvet titretti beni… “Neden gelmedin peki yanıma? Neden?”

“Ben senden önce boşalmıştım. Hemen şu kapının yanında, dudaklarımı ısıra ısıra, sessizce boşaldım. Gelemedim. Benim için tabu idin sen…”

“Ohhh… Seni istiyorum bebeğim.”

“Ben de seni çok istiyorum anne… Ama, yapamayız ki…” İçimdeki sarsılmayı, yaşadığım depremi daha fazla tutamadım.

“Hayır… Yaparız. Yapmalıyız… Şimdi…” Sikimi okşayan elinin kasılmalarını hissedebiliyordum. “İstiyorum… Ohh… Buna çok ihtiyacım var.” Annem neredeyse ağlayacak gibi, dudakları titreyerek yalvarıyordu bana… “Al beni ne olur… Sev beni…”

Eli beni yönlendirirken vücudumu yatağa yayılmış annemin bacaklarının arasına kaydırdım. En önemli noktaya gelmiştik ve sevdiğim bu kadınla birlikte olmaktan, ona sahip olmaktan başka hiç bir şey istemiyordum o anda…

“Annem… Ben de seni istiyorum…” diye fısıldadım.

“Bekle… Dur…” dedi annem…

Diğer elini başına götürdü ve gözlerini kapatan ipek göz bağını aşağıya kaydırdı. Gözlerini kırpıştırarak bana bakarken gözleri sevgi ve şehvet karışımı ile parlıyordu.

“Asla seni istediğim kadar başka bir erkek istemedim.” Annemin sesi yavaşça kısıldı sonra, “Seni görmek istiyorum… Bizi… Bana sahip olurken… İlk defa… Bana girişini görmek istiyorum. Erkekliğini…”

Kollarımın üzerinde kaldırdı, annem amının dudaklarının arasına sikimin yumruk gibi kabarmış başını yerleştirirken aşağı baktım. Girişinde kaldı sikim, başı hemen içinde durdum. Elini çekip sikimi serbest bıraktı sonra ve başını kaldırıp aramıza baktı.

“Annem…” Bu sohbeti yapmanın gerçek olduğuna inanamıyordum. Ve bunu söyleyeceğim ölsem aklıma gelmezdi. Yumuşak bir sesle, “Seni sikiyorum. Ve… Prezervatif kullanmıyorum.”

“Ve asla kullanmayacaksın.” dedi annem sertçe… “Seni hissetmek istiyorum. Sıcaklığını, teninin temasını hissetmek istiyorum.” O kadar açık ifade etmişti ki, ne istediğine dair hiç bir kuşku yoktu ve onunla tartışmayacaktım.

Kalçalarımı yavaşça indirmeye başladım. Babamla ya da başka bir erkekle beraber olmayalı çok uzun bir zaman geçtiğini biliyordum ve vajinasının daralmış olmasından, benim aletin girişinden acı duyacak kadar sıkı olmasından endişelendim.

Çekinmeme gerek yokmuş aslında… Her ne kadar dar olsa da, şehvetle kıvranan üvey annemin kadınlığı yeteri kadar ıslanmış, girişime hazır ve istekle bekliyordu beni…

Sikimin başı ıslak bir şapırtıyla o güzel amcığın içinde yavaş yavaş gömülürken duyduğum büyük hazla, dudaklarımın arasından çıkan zevk iniltisini bastıramadım.

“Ah Tanrım, benimlesin Deniz…” Annem de gözleri zevkten yarı kapalı, şehvetle inledi. Boynuma sarılarak,

“Daha… Lütfen… Biraz daha fazla gir içime… Daha çok…” diye yalvardı.

Ağırlığımı yavaş yavaş bırakıyordum. Santim santim annemin amında kaymaya devam ettim.

Çocuk doğurmamıştı Deniz ve babamdan başka erkek tanımamıştı bildiğim kadarıyla… Beraber olduğum hayat kadınları gibi bollaşmamıştı. Vajinası gerçekten çok sıkıydı. Zevk sularıyla kayganlaşan duvarları bir girdap gibi beni daha da derinlere çekiyormuş gibi hissettim.

“Ohhh… Bebeğim, çok sıkısın…” diye homurdandım. Annem de inleyerek yanıt verdi bana,

“Ohh… Sen… Sen çok büyüksün.” Sikimin başı en sonunda rahmine temas ettiğinde yine inledim.

“Harikaaa… Ahhh…”

Sonunda yapmıştık. Hayallerim gerçek olmuştu. Tamamen onun içine girmiştim. Şu anda bir beden olmuştuk. Zevkten kendimden geçmiş, tekrar dibine kadar vurmak için sikimi geri çekmeye başladım.

Boynuma sarılı kolları çözüldü, onun yerine elleri sırtımı okşayarak kalçalarımı kavradı. Sımsıkı kapattığı dudaklarının arasından inledi,

“Bekle… Böyle kal, kıpırdama lütfen…”

Kendimi o şekilde tuttum, sikim vajinasının dibine kadar gömülmüş vaziyette… Kalçalarının küçük sıkı daireler yaptığını hissediyordum.

Sonra da kalçalarını biraz havaya kaldırdı, kendini bana karşı itti. Amındaki kasılmaları bana da hissettirirken gözlerinin içine baktım, aldığı zevki yakından izledim.

“Çok uzun zaman oldu… Ah Tanrım… Seks yapmanın, sevişmenin ne kadar iyi olduğunu unuttum… Ah lanet olsun…” Annem gergin dudaklarıyla fısıldıyordu durmadan…

Annemin yüzüne, parıldayan hafif bir ter parlaklığıyla çok çekici görünen dolgun dudaklarına baktım. Kalçasını bana iterken kaşlarını çatmıştı. Kasıklarımız birbirine yapışmış, sikim dibine kadar vajinasına gömülmüş vaziyetteydik.

Popomun yanaklarına tırnaklarını batırarak kavramıştı beni, bacaklarının arasından kaçacakmışım gibi sımsıkı kendine çekiyordu beni… Çok az hareket ediyorduk, ama tüm bedeninin seğirdiğini ve sonra titrediğini hissedebildim. Gözleri yavaşça açıldı ve merakla bana baktı.

“Tarık, ben geliyorum… Ah benim bebeğim…” Nefesi kesildi. Tüm vücudu titredi. “Oğlumun kalın… Sert… Taş gibi siki içime boşalacak şimdi… Ohhh… Tarık…”

Annemin büyük zevk çığlığıyla adımı haykırırken yaşadığı patlamayı izliyordum. Vücudu küçük bir yay gibi ikiye katlandığında şaşırdım ve sonra sıcak zevk sıvıları adeta fışkırmalarla amına gömülü sikimi kapladı. Çılgın gibi içinde gidip gelmeye başladım.

“Tarık…” Annem zevkle homurdandı. “Geliyorum annemm… Oohhh… Aman Tanrımm…”

Orgazmın yoğunluğunda, gücünde yükseldi, kendinden geçti, şoka girdi sanki… Kelimenin tam anlamıyla zor hareket edebiliyordum amında… Kasılıp duran vajinası beni kontrol altına almıştı.

Zevk kremi yatağa süzülürken neredeyse dalgalar halinde akıyordu. Dakikalarca sürdü kasılmaları… Neden sonra duruldu. Arzuyla kısılan gözleri benim yüzüme bakarken altımda titredi. İnledi,

“Asla böyle bir şey yaşamadım… Çok güzel… Harikaa… Ohhh… Tarık…” Yavaşlamıştık artık,

“Seni seviyorum Deniz…” Eğildim ve yumuşak bir hareketle dudaklarını öptüm.

Annem yavaşça kıçımı tırnaklayan ellerinin kasılıp kalan parmaklarını serbest bıraktı, ve titreyen elleriyle okşayarak sırtım boyunca yukarıya çıktı, yanaklarımı tutup gözlerimin içine baktı. Fısıldadı,

“Ben de seni seviyorum benim yakışıklı erkeğim…” Gözlerinde bir yangının büyüdüğünü izledim.

“Şimdi becer beni…” diye homurdandı. “Beni tekrar sik ve sonra beni bir daha sik ve sonra daha da sik bebeğim…” Şehvet dolu sesi kulaklarımı okşuyordu. “İçimde kendini tamamen boşaltıncaya kadar durma…” Nefes nefeseydi. Solukları tenimi yakıyordu.

Bir kez daha bir soru içimde yükseldi. Annem umursamadığını söylemişti, ama emin olmalıydım. Eğildim ve burnunun ucunu öptüm. Fısıldayarak,

“Anne, ben çıplağım.” Fısıldadım. “Senin…” Daha cümlemi bitiremeden yanıtladı beni,

“Oğlum içimde ve prezervatif takmıyor.” Annem gözlerimin içine baktı. “Yıllardır hiç erkeğim olmadı ve hap almıyorum.” Devam etti. “Ohhh… Hiç bir şeye aldırma… Sik beni aşkımm…”

Aletim annemin korumasız vajinasının içine gömüldü tekrar… Bir titreme, bir ürperti omurgamdan aşağıya kadar gezindi, kuyruk sokumuma kadar geldi.

“Şimdi bana çekebileceğini söyle bebeğim… Bana olan biteni durdurabileceğini söyle… Yapabilir misin bunu?” dedi annem usulca gülümseyerek…

“Ohh… Yapamıyorum… Tanrım bana yardım et…” İnledim.

“Yapamıyorsun değil mi? Ben de… Duramam artık… Bu benim başıma gelebilecek en iyi şey aşkım…” diye inledi annem. “Bu güzel siki istiyorum, bunu çok kötü istiyorum.” Bir gülümseme dudaklarının üzerinde gezindi, şehvetle fısıldadı. “Şimdi… Anneni sik… Hadi bebeğim…”

Her türlü tutarlı, mantık içeren düşünce beynimden aşağıya, taşaklarıma doğru toplarıma sızdı. Bu kadını nefes almayı istediğim kadar altımda sikmek istedim o anda… Yavaşça geri çekildim, her santimini hissetmesini izledim. Sonra, birden homurdanarak, tüm ağırlığımla kasıklarımı ona vurdum.

“Aahhh….” Annem, sikimin tüm uzunluğuyla vajinasına gömülürken vahşi bir çığlık attı.

“Oh evet… Ooh… Allahım… Çok güzel… Evet… Sik aşkım… Erkeğim… Daha da sok içime… Dibine kadar sok… Zorla beni… Kanırt… Yarrağını sok amıma… Devam et… Ohhh…” Annem sikimi her dibine gömdüğümde en pis sözcüklerle ona sahip olmam için yalvarıyordu.

Bacaklarının belime sarıldığını, sonra tamamen olabildiğince ikiye ayrılarak ayaklarının bacaklarımın arkasından kaydığını hissettim. Kendisini tamamen açıyor, kendini tam anlamıyla bana veriyordu.

Aşağı doğru her vuruşumda, ağırlığımın tamamen onun üzerine binmesine izin verdim. Kasıklarımı onun kasıklarına bastırdım, sikimi daha da derinlere sürdüm. Aletim içine her gömüldüğünde ıslak kadınlığına vuran kasıklarımın şaplamasını duyabiliyorduk ikimiz de…

“Ohh… Bebeğimmmm….” Annemin vücuduna bastırarak kenetlendim, göğüsleri göğüslerimde ezildi. Sıcak sıvıların fışkırdığını ve vajinasının içinde sikimin yıkandığını hissettim…

“Boşalıyorumm… Yine… Ohhh… Çok güzel…” Kolları boynuma sarılırken vücudu altımda sarsıldı.

Sikim içinde vura vura gidip gelirken kalçalarım piston gibi çalıştı. Terli bedenlerimizden yükselen seks kokusu burun deliklerime doldu. Bedenlerimiz birbirine çarptıkça ıslak şapırtılar odayı kapladı.

Bütün duyu organlarımla seksi yaşıyordum. Çok fazlaydı benim için… Alev alev yanan teni, benim ateşim, onun sürekli kasılan vajina duvarları, sikimi sağması, hatta süründüğü egzotik parfüm kokusu beni deli etti.

“Aman Tanrım… Geliyorum anne…” diye inledim. “Yapamam… Çekilmem lazım… Ama dayanamıyorum.”

“O zaman yapma…” Annem homurdandı. Kollarının beni daha sıkı tutarak boynuma sarıldığını hissettim.

“Ben… Ben boşalıyorum…” Geri çekilmeye çalışarak inledim.

Çok geç kalmıştım. Annem kaslı bacaklarını belime sarıyor, beni bacaklarının arasına kilitliyordu. Sikimi içinden çıkarmak, geri çekilmek için çalıştığım halde iradem her an zayıfladı, kendimi kaybettim ve sadece gidebildiğim kadar derine sikimi gömdüm.

“Aman Tanrım…” annem kulak mememi ısırarak fısıldadı. “Şişiyorsun… Sikin şimdi daha büyüdü içimde… Oohhh… Harika…” Bana sarılırken nefesi kulağımdaydı, sımsıcak… “İşte bu… Boşal bebeğim. İçime boşal…” Yumuşak bir şekilde şehvetle inledi kulağıma…

“Kahretsin…” diye soludum. Amındaki yarağım hiç olmadığı kadar şişti ve zonklamaya başladı… Zaman ve mekan duygumu yitirdim. Uzayda kenetlenen uydular gibiydim, sadece birleşmemiz ve şehvet duygularımız vardı o anda… Nefes nefese haykırdım, “Annemin içine döllerimi boşaltacağım.”

“Evet bebeğim… Annenin içine… Ohhh… Evettt… Boşall…” Annem dudakları kulağımı okşayarak inledi.

“Ahhhh….” Toplarımın kasılarak kükrediğini ve duvarlarını yıkarak aletimin ucundan spermlerimin roket patlaması gibi fışkırdığını hissettim.

“Tarıkk…” Annem ben ilk atışımı yaparken bağırdı. “Ohhh… Döllerinin sıcaklığını içimde hissediyorum.” Nefesi kesildi.

“Iıııhhhh… Bebeğimmm….” Annemin gözleri kaydı ve bütün ağırlığımla yüklendiğim narin ve seksi bedeni altımda ezildi.

Karnı tekrar tekrar kasıldıkça amından fışkıran sıcak zevk kreminin bataklık gibi sikimin etrafından dışarı süzüldüğünü hissettim. İkimiz de zevkle inliyorduk. Aynı anda yaşadığımız karşılıklı orgazmı anlatabilmek için kelimeler yetersiz kalırdı.

Benim orgazm titremelerim azalmış olsa bile, sikim hala kaya gibi içine gömülü, taş gibi sertliğini kaybetmemişti. Bu kadar yetmez, daha fazlasını istiyorum ben, diye düşündüm. Kulağına eğildim,

“Bana son kez söylediklerini hatırlıyor musun?” diye fısıldadım.

“Yapamıyorum… Düşün …” diye mırıldandı anne. “Düşünemiyorum inan… Beynim durdu Tarık… Yine de… Hala boşalıyorum aşkım…” Terli vücudu altımda zevk titremeleriyle ürperiyor, kasılıyordu yavaş yavaş…

“Sana sahip olmamı söyledin anne…” Kulağına boğuk bir şekilde fısıldadım. “Seni o pislikten kurtarmam için…” Yumruklarımı yatağa bastırıp kollarımın üzerinde kalktım.

“Ben de tam olarak bunu yapacağım.” Az önce boşalan yarı sert aletimi amından dışarıya çıkarana kadar kalçalarımı geriye çektim.

“Ohhh…” Annem sikimi içinden çıkarırken zevkle mırıldandı. Spermlerimin annemin örselenmiş kadınlığından dışarıya yavaşça süzülmesini izledim. Sonra da aşağıya inip annemi kalçalarından tuttum, sırılsıklam çarşaflara yüz üstü vaziyete gelecek şekilde yatağın üzerinde yuvarladım.

“Tarık? Ne… Sen ne yapıyorsun?” Annem usulca yalvardı. “Hala… Doymadın mı sen? Fazlasını mı istiyorsun?” Kalçasını havaya kaldırmak için yukarı çekerken nefes nefese kaldı.

Annem tam önümdeydi şimdi, domalmış vaziyette… Başını çevirip arkasına baktı. Arkasından yukarı doğru hareket ederken saçından tutup yüzünü çarşaflara bastırdım. Poposu tamamen havaya dikilmişti.

Taş gibi sikimin başını onun hala içinden zevk sularıyla karışık spermler damlayan amına hedefledim. Sikimi hissedince inledi annem,

“Tarık… Sen… Nasıl hala bu kadar sertsin aşkım?”

“Annem yüzünden…” Ve bunu söyler söylemez sikimin her santimini annemin amına gömdüm.

“Aaahhh…” Neredeyse çığlık atarak karşıladı beni… Aldırmadan amında gidip gelmeye devam ettim.

“Ohh… Evet… Annen yüzünden… Sevgilin… Sürtüğün… Fahişen…” Kalçalarını sımsıkı tutmuş, amına vururken annem altımda gevezelik ediyor, inliyordu. “Sadece sik beni… Sikk…”

Üzerine eğildim, her vuruşumla sikimin kadınlığına daha da gömülmesini, daha derinlerine vurmasını sağlayacak bir kaldıraç elde ettim böylece…

“Yeterince iyi değilsin sevgilim…” Kulağına tısladım. “Şimdi seni kim sikiyor? Söyle bana…”

“Ahh… Oğlum sikiyor… Erkeğim sikiyor…” Kalçalarımı biraz geriye çekip kıçını tokatlamaya başlayınca zevkle homurdandı.

Tekrar sikmeye başladım. Her vuruşumda altında sallanan iri memelerine ulaştım sonra, parmaklarımı meme uçlarına atarken yumuşak etini parmaklarımın arasında yoğurdum.

Annem başını yataktan kaldırıp dört ayak üzerine dikildi ve başını çevirip bana baktı. Bana şehvet ve hırsla baktığında o güne kadar gözlerinde böylesine yanan bir ateş görmemiştim.

“Erkeğim olduğunu kanıtla aşkım…” Annem kıçını bana doğru ileri geri hareket ettirirken zevkle inledi “Bana küçük Tarık’ları ver… Anneni sıcak döllerinle doldur…”

“Aahhh… Geliyorum anne… Geliyorum…”

Islak amını tokatlayarak sikerken tekrar fışkırmaya başladım amcığına… Artık ilkel bir vahşi gibi, kızışmış bir erkek arslan gibi onu döllemekten başka bir şey düşünemiyordum.

Ellerimle memelerini kavrayıp kendime çekerken, o güzel şeyleri içine daha çok girebilmek, kanırtarak sikebilmek için birer kaldıraç olarak kullandım. O kadar derinlerine ulaştım ve boşaldım ki…

“Beni kullan… Ooh bebeğim…” Annem homurdandı. “Ben… Ben seninim… Senin kadınınım… Ben oğluma aitim.” Nefes nefese kaldı.

Kendimi bir gerçek bir erkek gibi hissettim. Toplarımı bir kez daha boşalttım, vajina kaslarındaki o tanıdık çalkalamayı tekrar hissedebildim. Göğüslerini serbest bıraktım ve kalçalarını tuttum, parmaklarım yumuşak ete gömüldü. Annem başını tekrar yatağa bıraktı,

“Tarık… Aahhh… Neler yapıyorsun bana?” Annem inliyordu sürekli… “Bu şey… Ooh… Sikin büyüdü yine, kocaman… Ohhh… Ben de geliyorum…”

“Aaaaahhhh…” Çarşafı ağzının içine sokarken boğuk bir çığlık attı. Amına gömülü erkeklik organımı ezerek patladı adeta…

Annemin korunmasız olduğunu ve muhtemelen doğurgan olduğunu biliyordum. Fakat tam o müthiş boşalma esnasında bu muhteşem kadının içine tohumumu ekmekten başka bir şey istemedim.

Üç ya da dört kez kasılarak annemin içine patlayıp tüm spermlerimi boşalttıktan sonra, toplarımda ağrıyan bir spazm hissettim. Yavaş yavaş benim sönmeye yüz tutan sikimi çekerek çıktım içinden, yatağa, annemin yanına terlemiş, sırılsıklam bedenimle çöktüm.

“Bittim ben…” Yorgun bir halde fısıldadı annem, sonra bedeni bir tarafa devrildi ve yanıma yığılıp kaldı.

Sonraki beş dakikayı orada yatarak geçirdik, soluk alıp verişlerimizin sesi duyuluyordu. Sonunda annem başını kaldırdı ve dağılmış saçlarını eliyle düzeltip, gözlerinde bir parıltıyla bana baktı.

“Terapi bitti Tarık…” dedi zor duyulur bir sesle…

“Güzeldi anne… İyi geldi… İyileştim ben artık, hiç bir şeye ihtiyacım yok.” Ona bakıp gülümsedim. “Sadece anneme ve daha da önemlisi, karıma ihtiyacım var Deniz hanım…”

Ona doğru döndüm, hala orgazmın etkisiyle ürperip titreyen bedenini kollarımın arasına alıp sımsıkı sarıldım.

“Benim için zevk olacak.” dedi annem gülümseyerek kollarımın arasına munis bir kedi gibi sokuldu, öptü beni… “Bundan sonra sadece seninim. Her zaman…”

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın